Şehir Tiyatroları yaz tatiline girecek, son oyunlarını oynuyorlar.
Uzun zamandır tiyatroya gitmek istiyorduk.
Sahnelenecek yer de Harbiye Açık Hava Sahnesi olunca biletlerimiz aldık, mutlu mesut gittik.
Başlangıçta biraz çekindik açıkçası çünkü oyun müzikalmiş, biletlerimizi alırken dikkatimizi çekmemiş.
Müzikallere biraz mesafeliyim sanırım.
Ama oyun başlayınca fikrim değişti, gayet güzel ve eğlenceliydi.
Tarihin tozlu sayfalarından, 31 Mart olaylarının vuku vulduğu zamanlarda başlıyor hikaye.
Konu; komşu evlerde aynı zamanlarda doğan ve biri gelecekte saf, iyi niyetli ve "büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi bilir" mantığının temsilcilerinden Vicdani Yurdakuler ile bunun tam tersi karaktere sahip, her dönemin adamı, hayatta önüne çıkan tüm fırsatları her halükarda lehine çeviren Efruz'un hikayesi.
Tarihteki ilerlemeyi eski filmlerden hatırladığımız, başında kasketi, omzunda çapraz asılı çantası, elinde gazetesi ile yazıyoooor, yazıyoooorrr! diye fır dönen gazeteci çocuktan öğreniyoruz. Bir de her dönem gelişen siyasi olaylara göre adı değişen sokaktan...
Oyun biraz uzunca; 2 perde, 3 saat.
Kafiyeli cümleler, güzel oyunculuklar, hoş müzikler eşliğinde güzelce izledik.
Seneye tekrar sahnelenirse -naçizane- izlemenizi öneririm.
Ama pek anlam veremediğimiz bir kaç durumla da karşılaştık, paylaşmadan edemeyeceğim.
Sahne alanı içinde bulunan büfeler gereksiz pahalı.
Kendi halinde, baygın kaşar peynirinden ibaret tost 8, gofret 2 ve çay 3 lira.
Bir diğer can sıkıcı olayı aracımızı yakın sokaklardan birine park etmek istediğimizde yaşadık.
Yol kenarında boş bir yere aracımızı park ettik (durmak/duraklamak yasaktır gibi bir ibare yoktu)
Hızlı adımlarla genç biri yanaştı, park için ücret istedi.
Park alanı diye bir levha yok, işleten belli değil, kafaya göre para istiyor!
Aracımıza yöneldik, gideceğimizi söyledik.
"Tamam abi, ne verirsen!" diyerek bize lütufta bulundu!
Umurumuzda da olmadı tabi...
Durumdan vazife çıkaran insan figürleri... Artarak etrafı kuşatıyorlar sanki...
* Fotoğraflar internetten alıntıdır.


