İsmine bakınca yalnızca gençlere yönelik ve nasihatler içeren bir kitap geliyor insanın aklına, değil mi?
Halbuki öyle değil. Gençlere yönelik bölümler var elbet fakat gündelik hayata dair her yaştan insanın kendini sorgulamasını sağlayan pek çok satır da aralarında.
Yazar Mehmet Dinç Marmara Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü'nü bitirip, klinik psikoloji bölümünde uzmanlığını yapmış. Tespitleri ve olayları kategorize etme becerisi de bunun kanıtı bir nevi.
2-3 sayfalık, kısa 34 başlıktan oluşuyor kitap. Bölüm isimleri de hoş. Misal;
Derdim Çoktur Hangisine Yanayım? (türküyü mırıldanmaya başlıyor insan bir yandan;)
Herkes (Ne) Yapıyor?
Sadece Uyumak İstemiştim
"Alemin Keyfi Yerinde" İse Kaçıralım
Yaşlansak da Ölsek
Yağmur Duasına Şemsiye İle Gitmek
gibi...
Kitabı güzel kılan unsurlardan biri de, bazı bölümlerin sonunda etkinlik barındırması. Kendinizi yorumlamanızı isteyen etkinlikler bunlar.Beni Mutlu Eden Çocukluk Anılarım (İyi ki Yapmışım Dediklerim Listesi) mesela. Yada Bence de Aşk Örgütlenmektir Ağabey Etkinliği gibi.
Kitap, bölümlerden oluştuğu ve boşluk doldurma şeklinde kısa etkinikler barındırdığı için oldukça hızlı ilerliyor. Bu aralar en çok ihtiyaç duyduğum ve okuduğumda bir şeyler kazandığımı hissettiğim kitap türü de bu tarz aslında.
Herkes ilgilendiği için normalmiş ve olması gereken tam da buymuş gibi bir duruma gelen sosyal medya çılgınlığı, hayatı anlamlandırma konusunda sıkıntı yaşama, evliliğin gerekliliğini sorgulama gibi hepimizin aklını kurcalayan meseleleri klinik psikolog bir yazarın gözünden okumak güzel. Küçük bir eleştirim olacak, o da yazar tarafından evliliğin ertelenmesine yönelik eleştirel ve -bana göre- keskin bakış açısı. Bir de bazı cümlelerde daha fazla virgül ve noktalı virgül kullanılsa, tamlama ve tamamlamalar daha yerine oturacak sanki. Ben yazarken çok noktalama işareti kullanıyorum, belki bu sebeple bunu hissetmiş olabilirim...
Okuduğum kitaplarla ilgili yazılarımda bir klasik haline gelen alıntılar kısmına geldi sıra.Şöyle buyurun...
Herkes yapıyor demek; normal olan, bu yaştakilerin yapması gereken bu demektir ki ben normal miyim sorusunun ağırlığı altında gezilen genç için can simidi gibi yetişiverir.
Yaklaşıp uzaklaşmaya gelmez gönül. Ekmekten muazzezdir. Ekmekle oynayan çarpılırsa, gönülle oynayan bölünür.
Sokaktan geçen herhangi birine, günlük hayatın basit problemlerinden; uluslararası sorunlara kadar oldukça geniş yelpazede onlarca soru sorun; verecek onlarca cevapları olduğunu görürsünüz. Peki ya hareket? O maalesef yok işte.
...Ruhumuzun iyiliği için bedenimizi korumalı, bedenimizi korumak için zihnimizi kontrol etmeliyiz.
Bir insan ancak bir anlam katamadığı zaman bu kadar vazgeçiyor yaşamaktan.
... Dış sebepler ortadan kalkarsa içsel sebeplerin mevcut durumu değiştirmedeki anahtar rolü ortaya çıkar ki bu da sebebin o, bu, şu değil kişinin bizzat kendisi olduğu gerçeğini gün gibi açığa çıkartır. Suçlayacak kendinden başka kimsenin kalmaması her şey için birilerini ve bir şeyleri suçlayan birinin elindeki bütün malzemeyi almak ve onu başkalarını suçlamanın verdiği rehavetten ve görece rahatlıktan çekip çıkartmaktır ki yıllarca buna alışkın biri için oldukça zorlu bir değişim/dönüşüm sürecini beraberinde getirir.
Kendimizi kendimiz dahil kimseyle kıyaslamadan, yaşadıklarımızı derinlemesine hissederek yaşamamız lazım.
17-18'li yaş grubundan başlayarak, ilerleyen dönemlerdeki her yaştan okuyucunun kendinden illa ki bir şeyler bulabileceği bir kitap.