12 Temmuz 2017 Çarşamba

KANAVİÇELİ ABAJUR/AVİZE YAPIMI

Bebeğimizin odası için abajur/avize arayışlarım sırasında aklımda olan bir model vardı. IKEA'nın eski bir ürünü aslında; nakışlı, kuşlu, dallı, renkli menkli sevimli bir abajur... Ablam yeğenimin odası için aldığında bayılmıştım. Ammavelakin o ürünü bir daha IKEA'da bulamadım. İnternette epeyce araştırdım, nafile... Farklı markaların nakışlı ürünlerini inceledim. Bir üründe nakış işin içine girince, fiyat otomatik olarak 1.5 kat falan artıyor sanırım. Tam gönlüme göre olmasa da bir abajuru kestirdim gözüme. Denizci temalı, üstünde gemi, deniz feneri, su taşından yapılmış dalga ve mavi kumaştan bir deniz. Nakışla bir şeyler de yazılmıştı üzerine ama ne yazılı olduğunu anımsayamıyorum şu an. Sipariş verdik ama içime de tam sinmedi. Abajurun ebatları sanki odamıza büyük gelecek gibi hissediyordum. Fiyatı da biraz fazla gelmişti aslında, geçen yaz 90 tl idi. Derken abajur eve geldi, merakla hemen açtık ve duvara astık. I ı... Olmamıştı. Düşündüğüm gibi, odamız için büyüktü. Zaten fiyatı da fazlaydı. Dedim, iade edelim biz bunu. E peki benim nakışlı abajur hevesim ne olacak? Annem de bizdeydi. Düşündük taşındık. Dedim, beyaz bir abajur alsak... Üzerine kanaviçeden istediğim motifleri işlesem ve kanaviçe kumaşını abajura bir şekilde sabitlesek? Neden olmasın dedi annem. Gittik KOÇTAŞ'tan beyaz bir abajur aldık 45 tl'ye. Ebatları öncekine oranla daha küçük... Oh mis... Lambayı takmak ve abajuru duvara sabitlemek için olan aparat abajurdan ayrı satılıyor. Yalan olmasın, o da 20 tl idi sanırım. Aldık onu da. Mevzu işleme kısmında tabi... Öncelikle hangi motifleri işlesem diye düşündüm. Yelkenli, çapa ve deniz fenerinde karar kıldım. İnternet derya deniz. Bir sürü motif şablonu var. Ama önemli olan, işlediğim zaman ebatlarının abajur üzerinde birbirleri ile uyumlu olması. Motiflerdeki çarpıların sayılarıyla oynamam gerekti. Bazı yerlerde artırdım, bazı yerlerde genişlettim. Bazı yerlerini de uydurdum:)


Belki işlemek isteyen olur, motifleri tek tek yakından ekleyeyim.


Yelkenliyi işlerken epeyce uydurduğumu söylemem lazım:) Başka türlü denk getiremedim:)


Çapayı sanırım orijinal sayılarıyla işlemiştim.


Bu arkadaş da deniz fenerimiz...

İşlemeleri yaptıktan sonra etamin kumaşının çevresini hafif fırçıttım. Kumaş beyaz, abajur beyaz, biraz renk olsun diye de kumaşın kenar kısımlarına basit şeritler işledim. Motifleri sıcak silikon tabancası ile abajura yapıştırdım. Tam hayalindeki gibi oldu mu Beyza derseniz, cık derim. Ama elimden gelen bu kadarı oldu:) Abajur tam silindir şeklinde olsa, üzerinde çalışmak daha kolay olurdu. Alırken onu hesap edememişim. Bizimki yukarıdan aşağıya genişlediği için, bir şey yapıştırmak biraz güç. Mavi kumaşla deniz yapılabilirdi mesela, ama kumaş her noktada eşit dönmeyeceği için problem olur diye hiç girmedim o işlere. El emeğimi kullanmak güzel bir şey ama, onu inkar edemem. Maliyet olarak da daha uygun oldu tabi. Ha el emeğinin karşılığı yok, o ayrı;) Tamamlayıp asalı 1 sene oldu olacak neredeyse. Yazmaya ancak fırsatım oldu. Küçük de olsa bir fikir vermiştir umarım;)

Instagram'da @birdunyafikir hesabından takip edebilirsiniz...

10 Temmuz 2017 Pazartesi

BEBEK YATAĞI SEÇME GÜÇLÜĞÜ

İnsan bebek sahibi olacağını öğrenip hazırlık aşamasına geçtiği anda, o güne kadar hiç de ilgi alanına girmeyen pek çok şey artık odak noktası oluyor. Temin edilmesi gereken bir sürü şey sizi bekliyor. Satın alma konusunda bizi en çok zorlayan elemanlar yatak, bebek arabası, ev tipi ana kucağı ve oto koltuğu olmuştu. Modeller, ürün kaliteleri ve fiyatlar arasında epeyce fark oluyor tabi. Tüm araştırmalarımız, mağaza mağaza gezip tozmalarımız, ürün yorumlarını okumalarımız ve satış görevlileri ile fikir alışverişlerimiz neticesinde ben şu kanıya vardım; ilk olarak üründe bulunmasını istediğiniz önceliği kafanızda belirleyin. Çünkü bu ürün gruplarında en iyi diye bir şey yok. İhtiyacınızı maksimum şekilde sağlayan ürün, en iyi ürün. O üründe dahi "şurası da şöyle olsa iyi olurmuş" diyebileceğiniz şeyler olabiliyor zira. 

Yukarıda da belirttiğim gibi, alma arefesinde internetten oldukça araştırma yaptık eşimle. Ürün yorumlarını, blogları okuduk. Tecrübeyi paylaşmak önemli. Bu sebeple belki arayış içinde olan, fikir edinmek isteyen birilerine bir nebze faydası olabilir düşüncesi ve tabiri caizse internete olan vefa borcumu ödemek adına bebek yatağı seçimimizi nasıl yaptığımız konusundaki tecrübelerimi paylaşmak istedim.

Öncelikle şunu söyleyeyim; bebeğimiz doğmadan önceki düşüncemiz, onunla aynı odada uyumak yönünde idi. Aslında bebek doğmadan önce öyle süslü püslü, cici mobilyalı bir oda da hazırlamadık. Yanımızda yatabileceği bir yatak ayarlayabilmek ilk etapta işimizi görecek diye düşündük. Bebeğin karakterini biraz daha tanıyıp anlayınca, ona göre bir oda planlaması yaparız dedik. Ablamın bana bir önerisi oldu. Yeğenim için alınan çok şirin bir hasır sepet vardı. İçine pamuk yatak da diktirilmişti. Bu seyyar yatağın ilk aylar için kullanım açısından bize rahatlık sağlayacağını düşündük. Hafif olduğu için taşıması kolaydı, pamuk da sağlıklı bir malzeme olduğu için bebeğimiz rahat eder diye düşündük. İlk aylar için çözümümüz hazır diye geçse de içimizden, arayışlarımız devam etti. Acaba park yatak mı alsak diye epeyce bir bakındık. Joker, Ebebek gibi büyük bebek mağazalarının yanı sıra şu an adını anımsamadığım bir sürü dükkanı defalarca gezdik. Ebebek mağazasındaki Joie Illusion park yatak pek bir gözümde kalsa da bir türlü emin olamadım. Bebeği kucaklayıp o yatağın içine koymak, bebek ağırlaştıkça, ilerleyen aylarda benim açımdan sıkıntı olur diye düşündüm hep ve bir türlü "evet,bu olsun" diyemedim. Nihai kararımız, ilk 4-5 ay için sepet yatağımızı kullanmak yönünde oldu.


Konu bebek olunca planlar pek tutmuyor:) Hastaneden çıkıp eve geldik ve bebeğimiz bu yatakta sadece 40 gün yatabildi. Çünkü biz 15 günlüğüne diye gidip, aylarca annemlerde kalmak durumunda kaldık. Evimize tekrar döndüğümüzde bebeğimiz emekliyordu ve boyu artık bu sepete tabi ki sığmıyordu:) Hal böyle olunca "e bu çocuk şimdi nerede yatacak?" mevzusu bir kez daha gündemimize oturdu. Yine mağaza dolaşmalar falan derken, farklı şeyler almak için gittiğimiz İSTOÇ'ta fikir edinelim diye baktığımız bir park yatağın içine bakmak için eğilmemle birlikte aldığım plastik kokusu neticesinde asla park yatak almamaya karar verdim. Tabi şunu da eklemem lazım, bu zaman sürecinde bebekli bir evin dizaynı nasıl olmalı, çocuk gelişimi açısından  bebek mobilyalarında nelere dikkat edilmeli gibi konular hakkında çok okudum. Ve şu nokta, o andan itibaren benim için yol gösterici oldu: çocuğa ait eşyalar, onun kolaylıkla erişebileceği yükseklikte olmalı ki çocuk ihtiyaçlarını başkalarına muhtaç olmadan karşılayabilsin (evet, Montessori Metodu:) Ve kullanılan eşyalar mümkün mertebe doğal malzemeden oluşsun (ahşap mobilyalar bana iyice göz kırpmaya başlamıştı). Hal böyle olunca, biz de basit ve beşik tarzında, hafif bir ürün alalım, sonrasında yer yatağına geçiş yaparız dedik. Agashi marka beyaz bir beşik aldık. Bizim aldığımız dönemde (2016 yazı) piyasaya yeni giriyorlardı. Şu an Joker mağazalarında bizim aldığımız fiyatın epeyce altına satılıyor;) Yapboz gibi bir yatak, çivi falan gibi bağlantı elemanları yok. Parçalar birbirine plastik apartlar ile tutturuluyor. Tekerlek çıkarıldığı zaman beşik gibi sallanabiliyor. Pratik, hafif bir ürün. Her ne kadar yatağın kullanım süresi için 6 yaşa kadar uygun dense de bebeğin boyu uzadıkça yatağın korkuluklarını aşma hevesi artıyor. Kilo aldıkça, yatağın içinde dönerken de biraz ses çıkıyor (yatak hafif çünkü). İkea beşiklerinde de aynı problem var diye okumuştum. Ama 1.5-2 yaşa kadar idare eder. Zaten o vakitten sonra da bebek düşebileceği gerekçesi ile yüksekte yatmamalı bence.


Bu yatağı da çok uzun kullanmak nasip olmadı bize:) Bitip tükenmek bilmeyen göçebelik hayatımız sebebi ile yavrucağızım 4 ay belki yattı herhalde. Bu yatağın bir dezavantajı, bebek başını vurmasın diye beşik koruma kullanıldığında, çocuğun çok terlemesi... Bizim bebek çoğunlukla yüzükoyun yattığı için de çok terliyor gerçi. İkea'nın yaklaşık 15-20 cm yüksekliğindeki beşik koruması, bu ürün için ideal. Beşikteki boşlukları tam kapatacak şekilde koruma kullanınca çocuk çok terliyor (bu durum koruma kullanılan tüm yataklar için geçerli olabilir mantıken). Her şeye rağmen severek aldık ve kullandık. Ama minnak böcek tırmanma çabalarına girince yer yatağına geçiş sürecimizi hızlandırdık.

İnternette, İnstagramda Montessori yatağı diye bir furya var. 4 tarafı ahşap, üst kısmı çatı gibi, en düşük fiyat 1.000 tl benim gördüğüm. Şaka gibi bir şey. Anneler çocukları için en iyisini yapmak ister hep, tamam. Ama 1.000 tl lik ahşap çerçeve ve çatı olmayınca, çocuk o yatağa kendisi erişemiyor mu çok merak ediyorum? Amaç o zaten, çocuk uykusu gelince yatağına kendi yatabilsin. Uyanınca düşüp şaşmadan kalkabilsin. Biz o kafadayız yani en azından:) Bundan mütevellit, yeniden yatak arayışına başladık:) İşbir, Doğtaş, Yataş, İstikbal, Yatsan, falan filan yine bir sürü marka gezdik. Ben aslında eski usul, pamuk yataktan yanaydım. İnternette bebekler için şu an en çok önerilen yatak türü ise lateks yatak. Gezdiğimiz mağazalardaki satış görevlileri ağız birliği yapmışçasını şunu söyledi; eskiden pamuk ve yün sağlıklıydı, evet. Fakat şu an alerjik reaksiyonlar eskiye oranla çok daha fazla. İstanbul nemli bir şehir. Pamuk ve yün, nemli ortamlarda bakteriler için uygun bir mekan. Balkonlar küçük. Pamuk yada yün yatağınızı açıp güneşletebilme imkanınız var mı? Pek yok... Bu sebeple doğal bir kauçuk olan lateks, bebekler için güvenilir bir malzeme... Biraz düşününce aklıma yattı. İçime en çok sinen ürün de Yatsan Tempur'un Popcorn bebek yatağı oldu ve onu aldık. Taklitlerinin çıkmasından çekinildiği için, içeriğinde küçük bir değişiklik yapılacağını ve farklı isimle piyasaya yeniden çıkacağını söylemişlerdi satın alma sürecinde. Şu an baktım, internet sitesinde görünmüyor ürün. Ben oldukça memnunum yataktan. İç malzemesi zaten doğal. Kumaşındaki pamuk oranı yüksek ve kaliteli bir kumaş. Oldukça fazla terleyen bir bebek için doğru seçim olduğunu düşünüyorum. Özel ölçü üretme imkanı da var. Fiyat piyasa ortalamasına göre biraz yüksek ama değer bence. Çünkü bir bebek günün en az üçte birini yatağında geçiriyor. Ha tam anlamıyla havalı bir Montessori yatağı olmadı bizimki:) Yan kısmına bebiko uyurken yere düşmesin diye yastık koyuyoruz ama hiç de sorun değil bizim açımızdan;) O da sınırlarını öğrendi artık. İlk günlerde yastıkların üzerinde buluyorduk uyandığımızda ama şu an durum stabil... İlerleyen süreçte, belki kendimiz -1.000 tl olmasa da- basit bir şekilde, ahşap bir çerçeve yaptırırız çevresine. Ya da az yüksekliği olan bir yatak alırız.

Umarım bir fikir verebilmişimdir. Bebikolara (ve dahi annelerine) bol ve huzurlu uykular getirsin yatakları.

3 Nisan 2017 Pazartesi

İKİNCİ EL ANNE BEBEK EŞYASI MI?

İnsanların en kolay sömürüldüğü konulardan biri çocukları için yapacakları alışveriş tercihleri bence. Çünkü anne babalar hep "yemedim yedirdim, giymedim giydirdim" derler:) Durum o kadar çocukların lehine görünüyor yani bu sözle... Fakat günümüzde pek çok üründe olduğu gibi seçenek çok. Malın iyisi var, kötüsü var. Ama isteyerek ama istemeyerek maruz kaldığımız tüm etkenlerle "al, al, al" bombardımanına hedefiz. Ebeveynler, çocuklarının emsallerine göre en akıllı, en iyi, en önce ve en hızlı yapan olmasını istiyorlar. Anne baba olmak artık bir maraton gibi. Çocuk yetiştirme konusunda farklı akımlar var. Artık eskisi gibi çocuğu sokağa salayım, acıkınca gelsin eline bir dilim ekmek üzerine evde mayalanmış yoğurttan sürüp üzerine biraz nane, kırmızı biber dökeyim de yeniden sokağa salayım gibi bir yetiştirme tarzına rastlayabilmek güç. Çünkü çocukların çıkıp dünyayı keşfedebilecekleri, yorgunluktan bayılıncaya kadar oynayabilecekleri sokaklar kalmadı maalesef pek... Evde, steril ortamda (?), dört duvar arasında bunalan çocukları oyalamak için meşgale bulmak lazım. E her zaman aynı oyuncakla oynamak çok cazip değil, yeni ürünler de almak lazım. Bu da maliyet demek...

Yada minnak bebekler için alınması gereken eşyalar... Bebek arabası misal... Ne menem şeydir onu seçebilmek... Hem de isabetli bir biçimde... Hem de küçük bir servet ödemeden... O çok sevimli bebek beşiği mesela... Çocuk sadece bir kaç ay yatacak içinde. Ama belki paşa gönlü yatmak istemeyecek. Bunu kim bilebilir? Ev tipi ana kucağı mı? Bizim bebek çok güzel eğleniyordu içinde, sizinki hiç durmadı mı? Hay Allah... Aktivite masası mı? Evet canııım, o yanarlı sönerli plastik masanın ortalama fiyatı üç haneli rakamlara varabiliyor. Hı hı, sahiden... Ve bir süre sonra yüzüne bakılmaz bir aymazlıkla çocuk tarafından bir kenara atılabiliyor. Kader... :)
Çocuklar için yapılan alışverişin kötü bir yanı daha var: çocuk plesantadan ayrılıp, dünyaya gözünü açtığı boyda ve ebatta kalmıyor malumunuz. Bilhassa beşikteki ve büyüme çağında olanlar... Boyu uzuyor, ayağı çabuk büyüyor, bir kullandığını bir daha kullanmak istemiyor, aylar önce indirimden alınan bir kıyafet dolabın bir köşesinde boynu bükük vaziyette unutulduğu için hiç kullanılmadan kenarda bekleyip duruyor. vs.

Gelelim hamilelik ve annelik olayına (ve dahi giderlerine)... Hamilelik dönemi NŞA'da (normal şartlar altında) 9 ay. Çocuk ehli keyifse bir 10 gün daha ekleyelim. Emzirme dönemi desek; 2 yılla doğumdan sonraki bir kaç gün, hafta ya da ay ile devam eden bir süreç. Bu dönemde bir anneye lazım olabilecek ürünler var: hamile kıyafetleri, lohusa pijaması/geceliği/tacı/terliği (normal sarf malzemesi değil dikkat, "lohusa" ibareli olması lazım:), göğüs pompası, göğüs pedi, göğüs kremi, çatlak kremi,... liste uzar da gider. Bu ürünlerin kimi gerçekten ihtiyaçtır, kimini anne/anne adayı heves ettiği için alır, kimi ürün hediye gelir. Bu arada bu zıbıttı çıktıların tamamı kullanılabildiği gibi bir kısmı kullanılmadan da kalabilir. Mesela göğüs pompası... Google amcada yapılan "doğum için hastane çantası hazırlığı" aramasında karşımıza çıkacak listelerin pek çoğunda göğüs pompası yer alır. Bu güzide cihazın fiyatı ortalama 150 tl diyelim. E annenin sütü yok, kullanmadı. Ne yapacak bunu? 

Bahsettiğimiz kategorideki ürünlerin genel anlamda ortak noktası şu: 
- ihtiyaçmış gibi görünüp kullanılmadan bir kenarda kalabilme potansiyeli,
- şanslı ise ve kullanılırsa kullanım ömürlerinin kısıtlı olması,
- bedellerinin yüksek olması,
- zaman ilerledikçe evin içinde/balkonda/kilerde/ardiyede/bodrumda giderek yer kaplamaları
- pek çoğunun halen kullanılabilir durumda ve bir başkasının ihtiyacını karşılayabilecek nitelikte olması
Artık ihtiyaç duymadığım, nur topu gibi bir sürü ürünüm var, aman sabahlar olmasın!

Söz konusu ürünleri şansınız varsa ve paylaşımcı bir ruha sahipseniz çevrenizdeki eşe-dosta yada ihtiyaç sahibi birine verebilirsiniz pek tabi. Aynı şekilde sizinle kendi eşyalarını paylaşanlar da olabilir. Ama bazen bu ortam oluşmuyor. Yada yaptığınız masrafın bir kısmını ürünlerinizi satarak yeniden kendinize döndürmek isteyebilirsiniz. Yada kısıtlı süre kullanacağınız ürünleri ikinci el olarak satın alabilirsiniz. Bunun için incelenebilecek pek çok internet sitesi mevcut. Üstelik bu sitelerde sadece ikinci el değil, hiç kullanılmayan ürünler de alınıp satılıyor. 

İkinci ele güvenilir mi peki?

İkinci el ürüne mesafe ile bakan pek çok kişi var aslında. Bilhassa ürünün temiz olup olmayacağı ile ilgili kuşkular başı çekiyordur sanırım. Bunun yanı sıra internet ortamında kime nasıl güveneyim, ödemeyi nasıl yapayım, teslimat nasıl olacak gibi soru işaretleri de zihinleri kurcalıyor olabilir. Şunu belirtmekte fayda var; bu tür alış-satış işlemlerini yapan 2 çeşit site yapılanması var.

Birinci grup; belirli bir komisyon karşılığında alış-satış işlemini düzenleyen, hem alıcı hem de satıcının çıkarlarını gözeten ve maduriyetlerini engellemeyi amaçlayan siteler (tutumluanne, kidimami, bebecruz gibi). 
İkinci grup ise hiç bir aracı olmaksızın alıcı ve satıcının birbirlerine olan itimatları ile işlemi gerçekleştirdiği siteler (sahibinden.com, letgo gibi)

İkinci el eşya ile çevreyi ve doğal kaynakları korumak mümkün...

Aslında şunu belirtmekte büyük fayda görüyorum; her türlü ürünü ikinci el olarak alıp kullanamam (ve de satmam). Fakat temizlenebilir, iyi durumda olan ve gerçekten birinin ihtiyacını görecek nitelikte olan eşyaların bu şekilde bir sirkülasyona girmesinin daha az doğal kaynak kullanımı, daha az çevre kirliliği ve kişiler için daha az maliyetle daha farklı ürün gamına sahip olma şansını sunduğuna canı gönülden inanıyorum. Yurt dışında oldukça yaygın olan, ülkemizde de farklı yerlerde yavaş yavaş boy göstermeye başlayan garage sale olayı aslında bu durum bir nevi.



Ben şu ana kadar bebeğim için pek ahşap oyuncak, ahşap yapboz, ev tipi ana kucağı, kendim okumak için çocuk gelişimi ile ilgili kitaplar (ki birdunyafikir ismiyle instagram hesabımda bu kitaplar hakkındaki fikirlerimi paylaşıyorum), hem de bebeğimin büyüyünce okuyabileceği nitelikte olan kitaplar satın aldım. Aman aman büyük bir problemle de hiç karşılaşmadım. Alış ve satışlarımı yukarıda bahsettiğim iki internet sitesi türünde de yaptım. Halen de satışta olan, yada satın aldığım ve kargo sürecinde olan ürünlerim var. 

Peki hangi ürünler alınıp satılabiliyor?

Anne ve bebeğe dair hemen her şey diyebilirim. Zıbın, kıyafet, yatak, beşik, ayakkabı, patik, mobilya, ahşap oyunca, plastik/peluş/figür oyuncak, kutu oyunları, yürüteç, hoppala, oto koltuğu, mama sandalyesi, kitap, hamile kıyafeti, göğüs pedi, ... aklınıza ne gelirse!

Bu yazı ikinci el anne bebek eşyaları konusunda bir başlangıç olsun. Farklı bir yazı ile şu ana kadar kullandığım siteler ve edindiğim tecrübeler hakkında da bir şeyler paylaşmayı düşünüyorum.

* Görseller alıntıdır.