15 Eylül 2017 Cuma

OYUNCAK KÜTÜKLER

İnsan gününü evde küçük bir çocukla geçirince, haliyle sürekli "şimdi ne yapsak, ne oynasak?" düşüncesi içinde oluyor. Farklı fikirler edinmek için instagramda çok değişik yelpazelerden anneleri, yada oyun kavramının bende çağrıştırdığı düşünceye paralel doğrultuda ürün satışı yapan yerli ve yabancı hesapları takip ediyorum. Bazı anneler var ki çocuğa her gün ayrı bir etkinlik, bir faaliyet bulma konusunda zekaları müthiş çalışıyor. Oyun kavramı gündeminde olmayan bir insan evladının normal koşullarda dönüp yüzüne bakmayacağı parçalarla faaliyet yaptırıyorlar bebek veya çocuklarına. Misal; makyaj pamuğu, pet şişesi kapağı, tuvalet kağıdı rulosu, sünger, vs... Bazen ben de coşuyorum "her güne bir etkinlik" yapayım hevesiyle, ama benim bir günüm diğerini tutmuyor heves anlamında. Minnoş yavrunun da öyle... Onu mu yaptırsam, bunu mu yaptırsam diye düşünürken zihnim yoruluyor, yaptıramayınca üzüntü duyuyorum. Aklımda güzel bir şekilde canlandırdığım aktiviteye minnoş yavru ilgi göstermeyince hevesim kırılıyor falan... Aslında di'li geçmiş zaman kavramı ile anlatsam daha doğru olacaktı çünkü o sevdadan vazgeçtim. Yapan annelere bir sözüm yok elbette, herkesin kendi tercihi. Çok planlı programlı oynayalım dediğim zaman o iş eğlenceli olmaktan çıktı bir bakıma bizim için. Ödeve yada göreve dönüştü iç dünyamızda. Rahat hissedemedik ikimiz de. Çocuk zaten an'da yaşayan bir varlık. Siz dünyanın en harika-şahane-süper-geliştirici-ne bileyim ne oyununu yada aktivitesini hazırlasanız da, o neyi yapmak isterse, neyle meşgul olmak isterse aklı onda kalıyor ve onu yapınca mutlu oluyor. Boya yapacaksa gösteriyor boyalarını/defterini, yapıyoruz, seviniyor. Oyun hamuru mu istiyor, gidip getiriyor ve oynuyoruz. Her şey basit aslında... Buna ilaveten "ucu açık oyun" kavramı ile tanışmak da aklımdaki ve ruhumdaki karmaşayı büyük oranda çözdü. Ucu açık oyun; çocuğa son hali verilmemiş oyun materyalleri sunmak (oyuncak olması şart değil yani... çocuklar her şeyi oyuna çevirebiliyor malum:) ve bununla birlikte çocuğu yönlendirmeden serbest bırakmak. Bu bakımdan legolar, ahşap parçalar, bez parçaları ve kıyafetler, ipler, kuklalar ucu açık oyun için tercih edilecek materyaller arasında yer alıyor.

Şunu da eklemeliyim; ben ahşap olan her şeye bayılıyorum. Oyuncak anlamında da bu böyle... Çocuk eğitimi metoduyla ilgili araştırmalar yapanlara aşina gelir, Waldorf ve Montessori Eğitim Sistemlerinde de ahşap malzeme baş üstünde tutuluyor...

Lafı uzatmayayım; İnstagram üzerinden bulduğum kidsandwood hesabının sahibi Berna Hanım'ın ürünlerini görünce oldukça mutlu oldum. Profilinde yer alan Doğanın Kendisi Tasarımdır sözü, sahip olduğu mantığı anlamak bakımından da önemli. Parça kütüklerden oyuncaklar, şimşirden kaşık ve minik kürekler, ahşap tabaklar, ahşap ceviz kıracağı gibi farklı ürün arayışlarına cevap veriyor.

Çok severek aldığım ve her oyunda farklı rollere bürünebilme kapasitesine sahip ahşap oyuncaklarımızı sizlerle paylaşmak istedim.


Değişik şekil ve ebatlarda kesilmiş kütük parçaları... Bu parçaların her biriyle yada bir kısmıyla hatta bir tanesi ile dahi farklı oyunlar kurmak mümkün. 

Mesela bu aralar minnoş yavrunun en favori iki oyunu var. İlki, uzun kütüğü rampa olarak kullanıp, mukavva kutudan aşağıya oyuncak arabaları itmek


İkincisi, iki yuvarlak kütüğün üzerine, köprü şeklindeki kütüğü yerleştirerek, oyuncak arabaları altından geçirmek. Tüm arabalar sığamıyor tabi... Büyük-küçük kavramını, göz kararı ile o arabanın o köprüden sığıp sığmayacağını öğreniyor. Ooooduu, oooomadı diyerek kelime haznesini genişletiyor:) Köprü yıkıldığı zaman (alttaki 2 kütük yuvarlak olduğu için, üstteki köprü devriliyor bazen), şu an için köprüyü tek başına kuramadığından, hemen bağırmaya başlıyor:) Umarım el-göz koordinasyonu hemen gelişir de, kendisi bir an evvel yıkılan köprüyü kurar ve biz de "nereden bulduk bu oyunu, hay Allah" hayıflanmasından kurtuluruz:))


Yukarıdaki tüm kütükleri kullanıp, ekstra materyaller de ekleyerek çok güzel oyunlar hazırlayan anneler var. Keçeden çimenlik, el işi kağıdından şelale, bulgurdan çöl kumu falan gibi... Biz o aşamada değiliz ama, belki biraz daha büyüyünce. Yada yavrucak kendisi bu tip şeyleri de hayal edebildiğinde...

Bazen coşunca minik hayvan figürlerini tek tek kütüklere diziyor. Büyük olan hayvanlar, küçük olan kütüğe sığmayınca, başka bir kütüğe yerleştirmesi gerektiğini fark ediyor. Hayvanları sıralarken seslerini çıkarıyor yada isimlerini söylüyor.


Yuvarlak halkalardan birine rengarenk kurdelalar bağlayıp göndermiş Berna Hanım sağolsun. Gökkuşağı gibi, çok güzel:) Çocuk rüzgarda koşarken bu kurdelalar elinde uçuş uçuş onu takip etse ne güzel olur, değil mi? ;)



Büyüdüğü zaman -en az- gömleğinin kopan düğmesini dikebilecek seviyede iğne tutabilen bir evladım olsun istiyorum şahsen. Bu amaca hizmet etme anlamında başlangıç seviyesinde bir oyun olan ahşap iğneye yuvarlak boncuklar dizmek bence güzel bir fikir... 


Büyük yuvarlak kütükleri oyun hamuru açmak için kullandık bir kaç kez. Şu an biraz ağır geliyor ufaklığa, o yüzden çok kullanmıyoruz. Ama ahşap ve ucu keskin olmayan bıçakla hamur kesmek için de güzel bir alternatif oldu bize. Hamuru küçük parçalar halinde kestikten sonra, cımbızla aktarma faaliyeti de yapılabilir tabi. Hani yapacağımız şeyin adı illa faaliyet olacaksa... ;)


Bu küçük şimşir kürekleri kendime aldım, ne yalan söyleyeyim:) Un ve şeker kaplarının içinde kullanacağım. Çamaşır makinesinde kullandığım sabun tozu ve soda kaplarında da kullanabilirim belki.


Çocukcağız uyuduktan sonra oyuncaklarını toplarken, bazen oynarken buluyorum kendimi. Bence her anne-baba biraz da kendi için alıyor oyuncakları:))


4 yorum:

EMİNE ÖZTÜRK dedi ki...

çok sevimli görünüyorlar...

beyza aydin baser dedi ki...

Emine Öztürk; bence de;) :)

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

Çocuklarla böyle oturup oynamak sanırım çok sabır gerektiriyor.Maşallah size :)

beyza aydin baser dedi ki...

Gamze Esra Ersöz; aahh evet, bazen:) Oynamayı seviyorum aslında minikoyla. Ama bazen çok tatminsiz olabiliyor:/ Yada henüz tam konuşamadığı için, anlatmaya çalıştıklarını anlamadığımızda çok sinirleniyor:)) Ama sabrın geri dönüşümünü minnacık bir şey öğrenmesiyle almak bile insanı çok mutlu ediyor:)