24 Eylül 2014 Çarşamba

SUNAY AKIN İLE OYUNCAK MÜZESİ'Nİ GEZMEK (2)

İlk yazımda genel itibariyle bizlerin çocukluk dönemine denk gelen oyuncakları paylaşmıştım. Bu sefer içerik biraz farklı, ülke sınırlarının dışına çıkıyoruz. Yer yer tarihte bizimle ilgili anektotların yurtdışında üretilen oyuncaklarda kendine nasıl yer bulduğundan da söz edeceğim.

Yurt dışında dönemin çocuklarının oynadığı oyuncaklar bizimkilere oranla daha hayal gücünü açıcı, çocuğun genç dimağındaki merakı daha bir tetikleyiciymiş gibi hissettim. Mesela tenekeden yapılmış teleferik buna bir örnek. Sunay Bey haklı olarak soruyor; neden biz Boğaziçi Köprüsünü, Kız Kulesini yada Galata Kulesini oyuncak olarak yapmamışız ki?

Tenekeden yapılmasın rağmen kurmalı yapıya sahip pek çok oyuncak da gördük (aşağıdaki teleferik de kurmalı dikkatinizi çektiyse). Motor aksamına kadar yapılan arabalar vardı mesela. Çocuktaki merakı nasıl artırmaz ki böyle şeyler?




Uzaylı denen şey nasıldır, figürleşmiş hali...


Bu antenli arkadaş her ne kadar "uzaylı" figürü için tasarlanmış olsa da savaşlardan çıkan bir toplumun bilinçaltında neler yattığının bir göstergesi. Uzaylı neden süngü taşısın? Yada neden sarı renkli asker çorabı giysin?

Dikkat çeken başka bir husus da oyuncaklarla çocuk algısının yönlendirilmesi. Bunu Hitler oldukça belirgin bir biçimde kullanmış. Bunu daha net anlamak için Nazilerin meşhur eziyetleri başlamadan evvel piyasaya sürülen kurşun askerleri biraz yakından incelemek gerek. Bu kurşun askerlerden her biri, savaş ortamında gözlemlenebilecek faaliyetlerden herhangi birini yapıyor: traş oluyor, silahını temizliyor, yaralı bir askeri taşıyor, dinleniyor gibi. Diğer taraftan, arabasıyla askerlerin arasından geçen Hitler onları selamlıyor. Çocukken bu kurşun askeri oyuncak olarak oynayan bir çocuk, gün gelince o kurşun askerin yerine geçip de yahudi avına çıkıyor yıllar sonra. Ürkütücü, değil mi?


Bir başka oyuncak örneği, Süperman Sovyetler Birliği'nde olsa kıyafetindeki simge ne olurdu? Tabi ki çekiç ve orak!


Komünist Süperman


Nazi Almanyasını kuran Hitler ve Kurmayları

Kırım Savaşı'ndaki Osmanlı askerlerinin oyuncağı niçin Türkler tarafından değil de İngilizler tarafından tasarlanmıştır acaba?


2. Dünya Savaşı'na Türkleri de dahil etmeye çalışan Hitler'den bir buluş...
Mübarek hiç rahat durmamış ömrü hayatı boyunca anlaşılan!


Belki biraz daha sevimli oyuncaklardan bahsetmeliyim artık, ne dersiniz? Mesela bilhassa kız çocuklarının gözlerini fal taşı gibi açtıracak nitelikte minyatür evlerden;)


Minyatür evlerin ortaya çıkış hikayesi şöyle; eski dönemlerde çok zengin olan kişiler kendilerine alacakları yada yaptıracakları evin bütününü gösterir nitelikte küçük prototiplerini isterlermiş. Şimdi ki proje maketlerinin atası diyebiliriz yani. Anne babasıyla bu maketlere bakan çocuklar, pek tabi bu minik şeyleri karıştırıp kurcalama hevesine girince, zengin baba "madem elin değdi, iki tane yap ustam!" minvalinde konuşunca, ortaya minyatür evler ve türevleri çıkmış.


Türevleri dedim çünkü bu minnak yapılar sadece evlerden ibaret değil. Kasap, okul, manifaturacı, eczane, pastane gibi çok farklı mekan oyuncaklarının tasarlanmasına sebep olmuş.


Buna bayıldım ben! Kumaş sevdası o dönemlerden bu güne artarak devam etmiş demek ki:)

Dünyada sadece İstanbul Oyuncak Müzesi'nde bulunan oyuncaklar da var.
Mesela Paris Opera Binasının minyatürü. Bunun yanı sıra Batman'ın vücuda gelen ilk oyuncak hali...


Mona Lisa'nın dünya çapında ünlü bir eser olmasından mütevellit, bu sanat eseri için de bir oyuncak tasarlayalım denmiş. Tablonun orjinalinde sadece belden yukarısı çizilen Mona Lisa'nın, sadece bir tane üretilen ve İstanbul Oyuncak Müzesi'nde bulunan oyuncak versiyonunda tam bir vücuda sahip bir Mona Lisa görüyoruz:)


Işıklardan dolayı fotoğraf çok parladığı için hile yapmak zorunda kaldım, fotoğrafı siyah beyaz düzenledim. 
Hem tarihten bir parça ya, o açıdan;)

Yanarak düşen Hinderburg Zeplini'nin küçücük bir parçasına ulaşmış Sunay Akın ve bunu da Müze'deki parçalara dahil etmiş (parça oldukça küçük, sağdaki zeplin fotoğrafının altında yuvarlak bir şekil var, onun içinde de zeplinin kumaşı, mavi renkli)


Gerçekten ilginç parçalar var müzede. Mesela uzay temalı oyuncakların bulunduğu alanda, uzaya ilk güden ve 1.4 milyon mil uzay yolculuğu yapan ilk Türk Bayrağı ziyaretçiler tarafından görülebiliyor. 

Dünyanın en küçük okulu hangi ebatlardadır desem? Bir oda kadar mı? Yoksa minyatür bir ev kadar? Yadaaa... Bir kibrit kutusuna sığacak kadar? ;)


100 km hızı aşan ilk yarış arabasından esinlenerek tasarlanan oyuncağın üzerinde hayali bir dünya turunda görülmesi gereken şehirler yazılıymış. Ve bizim güzel İstanbul'umuz da bu listede kendine -elbette ki- yer bulmuş;)


Yine ilginç görsellerden biri... Hiroşima'ya atılan atom bombası ile yıkılan bir ilkokulun eriyen pencere camları (cam sütunun üstünde bir parçası görülüyor) ve bu yıkıntıdan arta kalanlar... Bu parçalar Japonya tarafından, savaşın olumsuz etkilerini insanlara gösterebilmek amacıyla Sunay Akın'a verilmiş.



İşte böyle.
Yazılacak çok şey, gösterilecek pek çok kare olmasına rağmen bu kadarını aktarabiliyorum bloga.
Gitme şansınız olursa, bu güzel yeri kesinlikle ıskalamayın derim.
Yurt dışından gelip ziyaret eden pek çok turist oluyormuş. Fakat Sunay Bey'in dediğine göre, İstanbul turu düzenleyen firmalardan hiç biri Anadolu Yakası'na geçmiyormuş (bir tur kapsamında burayı görmek mümkün değil yani).
Nasıl giderim ben buraya peki Beyza derseniz, müzenin sitesinden detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Bir aksilik olmaz da Sunay Akın ile kısa bir internet röportajı yapabilirsem, bayramdan sonra sizinle de paylaşırım inşallah;)

10 yorum:

Büşra Kahveci dedi ki...

Bayıldım buraya :)) Ben de gitmek istiyorum :)

Çağrı Konyalı dedi ki...

Sunay Akın'ın Gaziantep'teki oyuncak müzesini gezmiştim ben de. Özetle mükemmeldi, bayıldım. Siz de ne güzel anlatmışsınız, güzel bir paylaşım olmuş. Kaleminize sağlık. :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Hep duyduk, okuduk, izledik burayı ama gitmedik bir türlü... Fotoğraflar da çok güzel, kış gezmeleri başlasın ve programımıza alınsın :)

beyza aydin baser dedi ki...

Büşra; umarım gidersin bir gün;)

Çağrı Konyalı; teşekkür ederim, sağolun;)

Kızlı Erkekli Kedili; teşekkür ederim;) Kış için kesinlikle uygun yerlerden. Kapalı, sıcak sıcak, oh mis! :)

MİNEL SE dedi ki...

Seni mimledim haberin olsun. Sayfama bir bak görürsün. Minelse.blogspot.com

;) http://minelse.blogspot.com/2014/09/ama-oldu-mu-simdi-ya.html

beyza aydin baser dedi ki...

MİNEL SE; okudum, çok güzel olmuş:)
Müsait bir zamanda yapacağım inşallah;)

deeptone dedi ki...

tühüh ama niye görmedim ki :)

beyza aydin baser dedi ki...

deep; gitmen gerek artııık:)

Ponti dedi ki...

Tam anlamıyla bilgiyle doldum! Büyülü bir dünya olmasının yanısıra nasıl da eğiticiymiş meğer bu müze.
Görme ihtimalimin azlığına daha çok üzülüyorum şimdi...

beyza aydin baser dedi ki...

Ponti; oyuncak ciddi bir mesele aslında. Bu müzeyi gezince, bunu çok daha iyi anladım.
İnşallah bir gün gezme fırsatın olur. ;)