doksanlı yıllar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doksanlı yıllar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2014 Perşembe

İLKOKULDAYKEN KULLANILAN VE HAFIZADA YER EDEN NESNELER

En net ve güzel hatırladığım okul günlerim ilkokula dair sanırım. Belki hafıza dinç olduğu için belki de o günler şimdiye göre daha güzel ve özel olduğu için, sebebini bilmiyorum.

Malumunuz okullar açıldı; öğretmenlerde, öğrencilerde ve ebeveynlerde bir telaş. Bu rüzgardan esinlenerek, uzun yazmasına rağmen severek okuduğum evdeyazar eski okul günlerine dair anılarından bazılarını yazmıştı blogunda. Konu yazmayı ve konuşmayı sevdiğim bir mevzu, hatta önceden de ilkokulda resim dersi klişeleri başlıklı bir yazı yazmıştım ve yazarken çok eğlenmiştim.
Ben de bu noktadan yola çıkıp, ilkokul günlerinden aklımda kalan ve hatırlayınca beni gülümseten eşyalarla ilgili bir iki (tamam tamam daha fazla) satır karalayayım dedim;)

Öncelikle şunu söyleyeyim, ben doksanlı yıllarda ilkokul öğrencisiydim. Yani beşinci sınıfı bitirenlerin "lise"yi daha doğrusu Anadolu Liselerini kazanmak için harıl harıl çalıştığı dönemde yetiştim. Sadece isim değişikliğiyle "Anadolu" Lisesi olmayan, ciddi ciddi çalışılarak o okullara girildiği dönemlerde... O dönem okuyan hemen hemen tüm öğrencilerin yakından tanıdığı isimler vardır. Mesela Ahmet Buhan'ın mavi kapaklı matematik kitabı. İçindeki alıştırmalar ortalama seviyedeydi. Bazı soruları ayırt edici nitelikte ve zor olurdu. 


Hafızada yer eden bir başka kitap yazarı Bilal Denge'den söz etmezsek ayıp olur. Denge Yayıncılığı öyle tahmin ediyorum ki pek çok kişi hatırlar. Hadi diyelim onu hatırlamadınız, Aydan Yayıncılığın kırmızı kapaklı, tuğla kalınlığındaki kitaplarını illa ki bilirsiniz:) Aydan Yayıncılığın kırmızı kitapları pek bir meşhur olup, tedrisatından pek çok öğrenci geçmiş olsa da efsanevi yeşil kapaklı kitabın da az buz kalınlıkta olmadığını anımsatmak isterim;) (Bu kitabı ortaokulda mı kullanıyorduk, tam kestiremedim şu an;)


Yaz tatili kitapları vardı bir de. Yayınevini, yazarını hiç ama hiç hatırlamadığım ama sarı kapak-kırmızı yazı kombinasyonuyla ve küçük ebadıyla anımsadığım, içindeki karınca duası büyüklüğündeki yazıları ve zor sorularıyla insanı matematikten soğutacak bir kitap vardı ki ne siz sorun, ne ben söyleyeyim a dostlar! :) (yazının yayınlanmasından 4 gün sonra düşülen not: pembe vosvos beni aydınlattı sağolsun, kitabın ismi "zihinden problemler"di:))

Hepimiz hemfikirizdir sanırım, defterlerin kenarı itina ile cetvelle çizilir, her bir satırın aynı hizada olması için büyük titizlik gösterilirdi (evet bazıları bu konuda çok başarılı olamazdı kabul, ama cetvelle defter kenarı çizmek hepimizin dağarcığında yer etmiştir diye düşünüyorum) Doksanlı yıllarda kullanılan cetveller başkaydı sanki. İçi su, süslü küçük objeler ve sim dolu cetveller vardı, bilen gören duyan var mıdır bu muhitlerde? :)


Aradığım cetveli bulamadım internette ( o kadar tedavülden kalkmış yani:) En benzeyen buydu. İdare edeceğiz artık;)

Faber Castell firması bugün büyük firmaysa, bunda güzel yurdumdaki ilkokul öğrencilerinin renk sevdasının büyük payı vardır. Kırmızı kurşun kalemle başlayan bu serüven, yeşil ve mavi kalemlerle şahlanmış, 12/24 ve 36'lı kuru boya setleriyle konunun Nirvanası'na ulaşmıştır:)


Söz kalemlerden açılmışken, o yılların kalem kutularını yad etmemek mümkün mü? Cephanelik misali her bir yerinden ayrı göz açılan dikdörtgen şekilli kalem kutuları pek bir revaçtadır dönemin yavrucakları arasında. Ve Almanya'dan gelen dayının hediye olarak getirdiği, içinde keçeli kaleminden kuru boyasına, iletgisinden gönyesine yedi düvel bulunan kalem kutuları da dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır, onu da söyleyelim, hatırı kalmasın;)



"Koklayıp durma, kanser olacaksın!" nidasını az mı duyduk peki? Ne güzel kokardı o Arı Mayalı, renkli silgiler! Bana kalırsa dünyadan bitmeyen şey nedir sorusuna verilecek cevap silgidir. Ne kadar severseniz sevin, isterseniz boynunuza iple asın (ki vardır örnekleri) o silginin kaderi baştan bellidir: kaybolmak! 


Kokusuyla bizi esir eden tek nesne silgi değildir, kokulu not defterlerini de es geçmemek gerekir. Bu defterlerin öyle çeşitleri vardı ki, bilhassa kız öğrenciler aralarında değiş tokuş yaparlardı koleksiyonlarındaki sayfa sayısını artırmak için. Bir nevi al gülüm ver gülüm mantığıydı işleyen. Ve hatırlıyorum, aşağıdaki sayfalardan bazıları bende de vardı:)


Biraz da giyim giyecekten bahsedelim. Işıklı spor ayakkabılarını hatırlamışsınızdır sanırım. Hala değişik örnekleri piyasa mevcut. Demek ki süksesi geçmemiş:)


Rengarenk harflerin üzerinden tüylü kollarıyla ve kırmızı şapkasıyla bize selam eden maymun figürlü amblemiyle o günün çok kaliteli ve pahalı markalarındandı LC.WAİKİKİ. Bugünkü gibi her köşe başında mağazası bulunmaz, oradan alınan ürün yıllarca giyilirdi. Kalın dokulu ürünleri beden eğitimi derslerinde eşofman takımı olarak kullanılırdı.
Günümüzde lcwaikiki çalışanın bayram öncesindeki halini görmek için tıklayınız:)

Düşünsek daha neler çıkar:)
Eklemek istedikleriniz olursa musmutlu bir yüz ifadesiyle okurum:)
Ve fotoğraflar pek tabi internetten alıntıdır.
Konu ismini anımsayamadığım bir başlıkla ekşi ve itüsözlükte de kendine yer bulmuştu. Biraz araştırmayla çok daha fazla cevhere ulaşabilirsiniz;)