15 Ağustos 2014 Cuma

FESHANE'DE RUMELİ GÜNLERİ

Öncelikle yazıyı yazarken Elveda Rumeli dizisinin o güzel jenerik müziğini bir yandan tatlı tatlı dinlediğimi belirtmek ve sizlere de -ortamınız mümkünse- dinlemenizi tavsiye etmek isterim;)

Geçtiğimiz hafta Feshane'de 7-10 Ağustos tarihleri arasında Rumeli Günleri vardı.

Benim Makedonya, Bosna Hersek, Arnavutluk, Kosova gibi ülkelerde yaşayan soydaşlarımıza, oralardan topraklarımıza yerleşen yurttaşlarımıza ayrı bir sevgim, ayrı bir muhabbetim var.
Şu ana kadar tanıştığım, köklerinde göçmenlik olan insanlar hep iyi niyetli, temiz ve dürüst insanlardı.
Açık tenli, renkli gözlü halleriyle oldukça hoş fiziksel özelliklere sahip olduklarını hatırlatmama gerek yok sanırım:)
Balkanlar'a ayrı bir yakınlık duymamda yıllarca zulüm altında yaşamaları ve Türkiye'yi kendilerine kucak açacak ata yurdu olarak görmelerinin de etkisi var diye düşünüyorum.


İşte tüm bu hissiyatla, Rumeli Günlerinde Feshane'yi ziyaret etmem gerekiyor diye geçti içimden.

Sergi bölümlerinde (stantlarda yani) ilk dikkatimi çeken ahşaptan yapılmış, üzerinde hoş figürler bulunan yöresel çalgılar oldu. Çalgıların isimleri ne, bilmiyorum. Ama hepsinde ince ve zevkli bir işçilik olduğu şüphesiz.


Ortadaki masada yer alan, şekil itibariyle kavalı andıran müzik aletine Kosova'nın sergisinde de rastladım. Lakin ona buna bakayım derken ismini sormayı unutmuşum:(
Canlı ve rengarenk görünümüyle bu çalgı aleti çok hoşuma gitti.


Tezgahlarda küçük hediyelik eşyalar vardı. Daha çok buzdolabı süsleri, bardak altlıkları, kitap, arabaya asılan koku, anahtarlık, bileklik, vs. rastlamak mümkündü.


Aslında görsel ürünler anlamında beklentim daha yüksekti. Çünkü Balkanlar'da oldukça güzel oyalar, el işleri yapılıyor bildiğim kadarıyla. Hanımlar güzel olduğu kadar marifetli yani;)

Kına gecelerinde giyilebilecek nitelikte, işlemeli güzel elbiseler vardı ki pek bir dikkatimi çekti;) Elbiselerin cepken şeklinde kullanılanlarına da rastladık.
Bu kıyafetlerin belki özel bir ismi vardır, fikrim yok açıkçası.


Yöresel kıyafetlerini giyerek ezgiler eşliğinde dans eden bir grup vardı ki gezmek için gelen vatandaşları da coşkulu ezgileriyle şenlendirdiler:)


Prizrenliler Derneği küçük bir fotoğraf sergisi hazırlamış. Güzel kareler yakalamışlar...
Bir kısmını sizlerle de paylaşmak isterim.


"Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat" derler bizde... Ben gördüklerimi çoktan anlattım, paylaşımcı olduğum için sıra yiyip içtiklerimi anlatmaya geldi:)

İlk olarak, Makedonya dolaylarına özgü, böğürtlenden yapılan kırmızımsı ve hafif mayhoş bir tadı olan brownissayı  tattık. Sıcak yaz gününde kızgın  kumlardan serin sulara atlamış kadar olmasak da, bir nebze içimizi ferahlattığını söyleyebilirim;)

Daha sonra yine Balkanlara özgü olan, adını önceden duyduğum ama hiç tatmadığı trileçeyi yedik. Çok hafif ve lezzetli bir tatlı. Kekin üzerine sütle hazırlanmış bir şerbet, onun üzerine de karamel dökülerek hazırlanıyormuş. Daha doğrusu asıl hali buymuş ama farklı soslar dökülen çeşitlerini de gördük satın aldığımız yerde.


Gezi esnasında daha çok mideye çalıştığımızı söylemekte bir beis görmüyorum:)

Hazır gelmişken ve kaynağında bulmuşken Boşnak Mantısını da deneyelim dedik. Bizim bildiğimiz mantı gibi yoğurtlu, üstü salça soslu ve naneli bir mantı olmamasına rağmen, oldukça güzeldi tadı.


Yazıyı etkinliğin devam ettiği günlerde hazırlamayı çok istedim fakat maalesef zamanım olmadı.
Elimden gelen ancak bu kadarı;)

10 yorum:

Jysra Reçani dedi ki...

Merhaba :)
Makedonyada yaşıyorum ben arnavutum,anneannem türk,Üsküp doğumluyum.
Yazıyıda görünce ilgisiz kalamadım.
Arnavutluk ve Kosova çoğunlukla arnavut milliyetinden oluşuyor işte :)
Okadar güzel bir anlatım olmuş ki yaşadığım yeri tekrar keşfetmişim gibi.Evet Elveda Rumeli dizisi balkanları en güzel yansıtan dizilerden biriydi acısıyla tatlısıyla.Borownissa özellikle yaz aylarında soğuk içelek baydırmıyan bir tad.Trileçede arnavut tatlısıdır sevmenize sevindim Kaymaçina oda güzeldir pelte kıvamında :)
Fotoğraflardan müzik aletlerini gördüğüm kadarıyla:soldan birincisi "llahuta" diye biliyorum,kavala benzeyeni ise "bilbili","dahireya","çiftelia".
Sırmayla işlenen elbiseler ise geleneksel hem arnavut hem de türklerin gerek kına gecesi işte düğünlerde yeni gelinlerin en az 5 yıl giydikleri elbiselerdir türlü türlüsü vardır isimleri "dimiye":)Erkeklerin geleneksel giyimine ise "tirçe" denir.
"Boşnak Mantısı" onuda çok güzel bir akrabamız hazırlıyor boşnak kendisi. Gostivar şuanda yaşadığım şehir,yeniden bekleriz.Sevgilerimle :)

deeptone dedi ki...

hiiiiii ay bunu neden geçen hafta yazmadın yaaa neden sölemedin banaaa feshaneyi de seviyom dediğin insanları da. ayyyyyy tüüüüh amaaaa yaaaa :)

beyza aydin baser dedi ki...

Jsyra Reçani; yazı içinde bilmediğimi söylediğim tüm noktaları aydınlatmışsınız, inanın çok sevindim:)

Bir ara ziyaret etmek istiyoruz topraklarınızı, soydaşlarımızın topraklarını:) Gelmeden önce sizi maille rahatsız ederek, gezilecek yerler hakkında sizden fikir almamda bir sakınca olmaz sanırım, değil mi? :)

Selamlar olsun Makedonya'ya:)

beyza aydin baser dedi ki...

deep; tüh ya:'(
Keşke "cumaya gittim , dönücem" gibi bir yazı bıraksaydım bloga, "Feshane'deyim, dönücem" diye:))

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

Bir Rumelili olarak kaçırmışım bu fuarı, üzüldüm :(
Beyza'cım bu arada geçen sene Balkan turu yapmıştım.Blogumda paylaşımlarım var sana fikir vermesi açısından bi bak istersen canım.

beyza aydin baser dedi ki...

Gamze; aaa bu iyi bir haber:)
Bakacağım inşallah, teşekkür ederim;)

Esra Hanedan dedi ki...

aşık olduğum adam da arnavut yazıyı görünce okumadan geçemedim :)))))
banada beklerim www.kiriksemsiye.blogspot.com
sevgiler

beyza aydin baser dedi ki...

Esra Hanedan; algıda seçicilik;)

Seyma Tanis dedi ki...

Balkan ülkeleri de insanları da gerçekten sıcak insanlar :)
Bayıldım bu yayına özellikle Bosna Hersek'i görmek çok istiyorum :)

beyza aydin baser dedi ki...

Şeyma; umarım gitme fırsatı bulabilirsin bir gün:)