2 Temmuz 2015 Perşembe

BEDDUASI TUTAN KAZLAR

NŞA'da (normal şartlar altında) pamuk yastık, yorgan, minderden şaşmam.
Ama her şey İKEA'da nakışlı motiflerine bayıldığım ve yeni aldığımız koltukta pek de güzel duracağına kanaat getirdiğim yastığı almamla başladı.

Dediğim gibi, vurulduğum şey renkli nakışlardı.
Yoksa yastığın pofidik iç malzemesi (ördek sırt tüyü oluyormuş kendileri) yada yeni sezon ürünü olduğu için fiyatının biraz yüksekçe oluşunun canımı baştan sıktığını söylememek haksızlık olur.

Yastık şudur efendim:

Bazı durumlarda insan bile bile lades diyor sanırım.
Yastığın aşırı yumuşak olması, sırtımızı yasladığımızda rahat edip edemeyeceğimiz sorusunu aklıma getirse de ben bu yastıktan aldım.
Hem de birden fazla (sayıyı telaffuz etmeyeyim, bir kez daha canımı sıkmayayım mübarek gün).

Gel zaman git zaman, işten eve gelince evde ağır bir koku hissetmeye başladım.
Hamilelik sebebiyle koku duyarlılığındandır diye düşündüm ama bu durum gün geçtikçe sinirimi bozmaya başladı.
Sonradan fark ettim ki kokunun müsebbibi yastıklar!
Attım hemen makineye, yıkadım, pakladım (en azından ben paklanacaklarına ihtimal vermiştim).
Yastık kurutmak zaten dert, çıkardım balkona, hava sirkülasyonunu sağlayacak şekilde yerleştirdik, geldik gittik yönünü çevirdik güneşe, tüylerin yerini değiştirdik.
Ama yok, hala kokuyor!
Sonra internetten araştırınca acı gerçekle karşılaştım ki kaz tüyü olan yastıkların kaderinde berbat şekilde kokmak varmış...
Bir umut, kuru temizlemeye verdim tekini.
Ama maalesef. Ben o tüylerle aynı evde yaşayamam.
Ya onlar ya ben! (o derece ruh halimi bozdular diyebilirim).

Kazların Bedduası Olsa Gerek...

İnternette kaz tüyünün nasıl elde edildiğine dair videolar var ki insanın izlemeye vicdanı el vermiyor.
Ben izleyebildiğim kadar ki kısmından sonra ağladım vicdan azabından, o derece diyeyim.
Tövbe ettim yeminle, "Allah'ım, kazlara yapılan zulmü bilmeden aldım ben bunları!" diye.
Çok safça düşünüyormuşum, koyunları falan kırparlar ama canları hiç yanmaz ya, kazların da aynı uygulamaya maruz kaldığını düşünmüştüm hep.
Ama çok yanılmışım, hayvancağızlar canlıyken resmen tüylerini dibinden yoluyorlar!
Canları o kadar çok yanıyor ki demek hayvancağızların, vücudunun yarısında tüy var yarısı yok vaziyette geziyorlar ortalıkta:(
Ve bu koku, o kazların beddualarının ve ah'larının eseri bence...
"Rahat yüzü görmeyesiniz!" diye dua mı ediyorlar artık, bilemedim:(

Hal böyleyken böyle a dostlar.
Kokuya dair bir çözüm önerisi olan varsa lütfen belirtsin.
Yoksa şayet, mahalledeki hangi çöp konteynerinin yanına koysam ben bu yastıkları diye düşünmeye başlayacağım:-/
Gerçi kokusu gitse de kullanmak içimden gelmeyecek sanırım...

(Yastığın fiyatına baktım da, İKEA benim aldığım fiyatın üzerine yaklaşık 20 lira daha koymuş.:p )

8 yorum:

Dilek Eren dedi ki...

O videoları ben de izledim ya, ben de çok üzüldüm. Montlarıma bakıp bakıp o video geldi aklıma hep. Koku olayını duymamıştım ama. Bence İade etmeyi denemelisin.

beyza aydin baser dedi ki...

Dilek Eren; faturamı bulabilsem iade şansımı deneyeceğim ama...
Ama işte:))

bir hayal kur dedi ki...

Yastık pek hoşmuş aslında ama işte eksi yanı varmış demek ki böyle de. Sağlık olsun.

beyza aydin baser dedi ki...

bir hayal kur; aynen dediğiniz gibi.
Yastık pek hoş amma kokukusu bambaşka! :( :))

Nurdan Kanber dedi ki...

Bu yazınıza uzun zaman yorum yapmak hiç içimden gelmedi Beyza hanım, itiraf ediyorum.

Özelde kazların genelde tüm hayvanların ve tabiatın (listenin içine insanları da katabilirim )sırf bizlerin lazım olmayan lüksü için o eziyeti görmesi; ne Allah' ın emirlerine ne de insanın yaradılış fıtratına uygun.

Şahsen, bakamıyorum da o tür görsellere, videolara, içim kaldırmıyor.

Yazınızdaki samimi pişmanlığınızın, benzer istekte olanlara bir uyarı niteliği taşıması galiba meselenin temeli. O açıdan teşekkür ederim size... Dileğim farkındalıklarımızı artması ve kalıcı olmasıdır.

Sevgilerimle

beyza aydin baser dedi ki...

Nurdan Hanım; inanın ben de çok pişmanlık yaşadım, çok üzüldüm, kızdım da kendime...
Ama bu vesile ile de öğrenmiş oldum, öğrenince bir şekilde dile getirmiş oldum.
Anlayamadığım -dediğiniz gibi- insanların kendi lüks ihtiyaçları için nasıl bu kadar acımazlaştığı...
Umarım yazımın ulaştığı ve hayıra vesile olduğu bir durum oluşmuştur.

deeptone dedi ki...

çok ilginç ya. mutlaka vardır bi çözümü ama.

ikea yazmıştım ben de bugün yaaa :)

beyza aydin baser dedi ki...

deepcan; çözümü buldum.
Direkt çöpe atmak:-/