23 Mayıs 2014 Cuma

BURADA YAŞASAM NE GÜZEL OLURDU: KÜÇÜKSU KASRI

Küçüksu Deresi'ne paralel, Boğaz'a nazır, taş oyma bir kasır...
Mimarı görünümü ve sahip olduğu manzarayı tahmin etmek güç olmasa gerek...

Köşkten daha büyük olan ve sadece hünkarlar tarafından kullanılan yapılara kasır deniliyormuş.
Kasırlar ikamet etmek için değil, dinlenme yeri olarak kullanılırmış.
Abdülmecit zamanında inşa edilen Küçüksu Kasrı, padişahların ava çıktıkları zaman dinlenme yeri olarak kullandıkları bir mekan niteliğindeymiş.


Mekana girişte taş oyma kapıyı görünce naifliği ve güzelliği hissetmeye başlıyor insan.


Kasır Milli Saraylar Daire Başkanlığı'nın himayesinde.
Giriş ücreti oldukça cüzi, kişi başı 2.5 lira.
Öğrenci indirimi de varmış üstelik.
Sanırım 1 lira falandır öğrenci girişi de;) Yada gezince üstüne para veriyorlardır:)

10-12 kişilik grup halinde ve bir rehber eşliğinde geziliyor Kasır'ın içi.
İçeride bir grup olduğu için bir müddet bahçede vakit geçirdik.
Bu esnada da fotoğraflar çektik.
Yapının güzelliği, ince işçiliği beni çok etkiledi açıkçası.
Her bir karenin ilmek ilmek işlendiğini hissettim.
Ecdat zevk sahibiymiş vesselam...


Merdivenler beni düşüncelere saldı.
Kim bilir kimler gelip geçti tarih içinde bu basamaklardan?


Merdivenlerden yukarıya çıkıp balkon kısmından bakınca manzara şahane.
Rumeli Hisarı'nın güzelliği, Boğaz'ın maviliği, gemilerin süzülüşü, iki kıtayı birleştiren köprü...


Kasır'ın bahçesi de çok güzel.
Yemyeşil. Rengarenk çiçekler, pespembe güller ne tatlı görünüyor.



Benim aklım hala oyma taşlarda.
Kasırın 4 tane bahçe giriş kapısı var. Aşağıdaki fotoğraf da yine bu kapılardan birine ait.
Nasıl bir işçilik...


Günümüzde Kasır'ın içinde fotoğraf çekmek yasak.
O sebeple iç mekan fotoğrafım yok hiç.
Sanırım gördüklerimden ve duyduklarımdan aklımda kalanları aktarmakla yetinmek durumundayım...

Giriş katta yer alan mobilyalar, halılar, eşyalar orijinal halinde.
Zevkle döşenmiş kanepe ve koltuklar, güzel dokumalı perdeler, şık cam avizeler, şömineler mevcut.
Bu katta karşılıklı iki oda var.
Tavanlara ince ve usta işçilikle işlenmiş desenler, boyamalar harikulade...
Sanırım gezme süresi bize bağlı olsa dakikalarca incelerdim tavanları.
Holden üst kata çift taraflı çıkışı bulunan kırmızı halı kaplı ahşap merdivenler var.
İnsan o merdivenlerde yürürken bile ruhuna bir asalet geliyor sanki.
Kimler tutmuştur o trabzanları, neler görmüş neler duymuştur o duvarlar?
Keşke konuşabilseler, keşke anlatabilseler...

Üst katta iki oda var.
Bir banyo gördük fakat bu katta mıydı aşağıda mıydı anımsayamıyorum şimdi.
Banyo mermer işçilikle işlenmiş.
Lavabo ve kurna benzeri bir yapı vardı.
Eski olmasına rağmen duş sistemi de vardı, bu bana ilginç geldi açıkçası...
İkinci katta harika bir İran halısı gördük.
Ve bu halının üzerinde de Abdülhamit Han'ın kendi elleriyle işlediği ahşap oyma bir masa vardı.
Bilirsiniz, Osmanlı Dönemi'nde her padişah bir sanat dalı ile uğraşırmış.
Masa öylesine güzeldi ki...
Abdülhamit Han, masaya babası 1. Abdülmecid'in tuğrasını da işlemiş... (fotoğrafı bu adresten ve buradan görebilirsiniz)
Kasır Cumhuriyet Dönemi'nde de kullanılmaya devam etmiş.
Hatta Gazi Mustafa Kemal'in kullandığı bir odayı da gördük.
Kasır'ı çok beğenmiş ziyaretleri esnasında.
Nitekim beğenilmeyecek gibi de değil elbet...

İnternette iç mekan fotoğrafları mevcut bazı bloglarda.
Mesela bu blogdan inceleyebilirsiniz.


Kasır'dan çıkınca bu güzel çeşmeyi görüyoruz.
Çeşmeyi geçince hemen yan tarafta güzel bir kafe var.
Burada Boğaz manzarasına nazır kahvaltı yapıp, bir şeyler içebilirsiniz.
Bu civarda ayrıca Sabancı Öğretmen evi ve Kıyı Emniyeti'ne ait güzel bir tesis de var.
Civara yakın otopark da mevcut.

Gidip görmenizi çok isterim.
Umarım yolunuz düşer;)

13 yorum:

Emrah Özdemir dedi ki...

Çok güzel bir bina gidip görülmes, gerekiyor.. Çok güzel resimler çekmişsin emeğine sağlık. Umarım gidebilirim bir gün. :D

Pembe Kreasyon dedi ki...

nasıl güzel bir mimariye sahip. Çok güzel görünüyor. Oymalar muhteşem. Güllere ne demeli muhteşemmm

Syhn dedi ki...

rehber demedi mi duş sonradan eklenmiş. av köşkü olduğu için yatak banyo neyin yokmuş, cumhuriyetin ilk yıllarında cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanıldığı zaman eklenmiş duş.

Kafa Dergi dedi ki...

kasırlar harika... ben de çok seviyorum gezmeyi... :)

bu arada yeni serime de bekliyorum bir dünya fikir... :) :)

Gök Delindi Tasarım Yağıyor dedi ki...

Haziran planlarım arasında bu güzelliği görmek vardı, paylaşımın tam zamanında geldi, teşekkürler!

beyza aydin baser dedi ki...

Emrah Özdemir; şiddetle tavsiye ederim:)

Pembe Kreasyon; güller... Harikaydı!

Syhn; Cumhuriyet Dönemi'nde de kullanılmış, evet.

Kafa Degi; hayat gezince güzel;)

Gök Delindi Tasarım Yağıyor; fotoğraf makinenizi almayı unutmayın;)

Yazdan Kalan dedi ki...

İlham veriyor. Tarihi yerleri hızlandırılmış olarak gezmeyi sevmem, yalnız uzun uzun inceleyerek, yaşananların izini sürerek, düşleyerek dolaşırım hep.

sebuş dedi ki...

benimde bu kasırları gezmektir hep istediğim.. inşallah birgün vakit ayırabiliriz.. sevgiler,

beyza aydin baser dedi ki...

Yazdan Kalan; aynı kafadanız;) Fakat burada o imkan olmadı:(

sebuş; umarım gidebilirsiniz;)

deeptone dedi ki...

ay iyi aklıma getirdin. buna gitcektim bi de ıhlamur kasrına. hep gittiğimde kapalı oluyolar yaa. p.tesileri mi kapalıydıı :)

beyza aydin baser dedi ki...

deeptone; müzeler pazartesi kapalı oluyor ama burayı bilemiyorum:-/

Hazel Çelik dedi ki...

çok güzelmiş eski zamanlarda burada yaşayan insanları düşününce hatta daha eski zamanlarda yaşayanları tüylerim ürperiyor :) gezmek görmek taşlarına dokunmak isterdim :)

beyza aydin baser dedi ki...

Hazel Çelik; yaşanmışlık hissini fark ediyor insan hakikaten. Gidince çıkasım gelmiyor benim böyle yerlerden. Orayı burayı kurcalayasım elleyesim geliyor:) Ama yasak tabi;)