29 Nisan 2014 Salı

KÜÇÜK LÜKSLERİMİZ: DIM TIS'LI HALLER

Lise ve üniversiteye giderken hep korkardım büyüdüğüm zaman (iş güç sahibi olup evlenince) sahip olduğum küçük lükslerimden teker teker kopmak zorunda kalırım diye.
Lükslerim mi dedim?
Ne ola ki onlar?

Boş zaman (?) kavramını değerlendirmek yada sırf ses olsun diye değil , sevdiğim ve zevk aldığım için müzik dinlemek, bu bir.
Yün battaniyemi ve kahvemi alıp kitap okumak, kitabım bitince üşümek, iki.

Sakin bir yer bulup ruh halime göre yazmak, üç.

Bir Türk klasiği olan kalabalık ev gezmelerine gidip arka fonda ne amaca hizmet ettiği belli olmayan ama illa ki açık olan bir televizyon, kimin kime ne anlattığından emin olamadığımız iç içe geçen sohbetler ve portakal kokan ellerimle kucağımda bir meyve tabağı eşliğinde oturmak durumunda kalmadığım için şimdilik şansım yaver gidiyor (bence sohbet muhabbet sakinlikte olur, karambolde değil;)

Yazımın asıl mevzusu birinci madde, dım tıs'lı haller yani.
Gençken (öğrencilik yıllarına tekabul eden zaman diliminde)  yeni çıkan gruplardan yada (Türk) rockçılardan kulağıma kestirdiklerim içerisinde, onlar müzik yapmayı bıraksa dahi, ömrümün sonuna kadar dinleyebileceklerimi bulup çıkarmak pek bir zevk verirdi bana.
Epey oldu, bilinen kitap-cd satan mağazalardan birinde arka planda hareketli tınılar dikkatimi çekti.
Önceden dinlemediğim birileriydi bunlar.
Kasadaki genç arkadaşa sordum, o da bilemedi, başka birine sordu.
Sorulan arkadaş ağzının içinden "kung fu" dedi.
Garipsedim, herhalde yanlış anladım diye düşündüm.
Ama Google'de şarkı sözlerini yazınca kulaklarımın hala iyi işittiği kanaatinde vardım;)

Sevdiğim şarkının haleti ruhiyeme uyan satırları şu:

benim kendime dair umudum var hala

Nasıl bir tesadüfse artık! :)

Dinlemediyseniz bir deneyin derim.
Hemen yazın Google'ye: Kung fu hala dinle

;)

Sizin dışarıdan bakınca küçük ama size yaşam enerjisi veren lüksleriniz ne peki?

* Fotoğraf internetten alıntıdır.

10 yorum:

gizli yetenek dedi ki...

Arabama binip çook sakin bir yolda (iki tarafta ağaçlar olda fena olmaz patika tadında)en sevdiğim sanatçının enn sevdiğim şarkısı eşliğinde gitsem gitsem gitsem :) ama yemek saatinden ve çocuklardan önce evde olmam gerektiği için dönüşte biraz hız yapmam gerekebilir :))

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

İnsanın kendi ile başbaşa geçirdiği vakit çok iyidir.Ama Beyzacım misafirlikte portakal tabağı ile oturmak da güzel :)Bu olayı çok güzel anlatmışsın direk gözümde canlandı :)

KélébéK dedi ki...

Annem evde yokken amcakızıyla biraraya geldiğimizde daha sonraları kızkardeşimle yaptığım bir dımtısımız vardı bizimde beyzacım.
müzik ruhun gıdası ya müzikten gidiyor konu.
Hareketli bir müzik açıp annemin ev eteklerinden birini geçirip yorulasıya oynayıp şarkı söylemek.

Şimdilerde kardeşim geldiği zaman memleketten eşimi evden gönderip yapıyoruz bunu birde kendimizi videoya çekip gülüyoruz halimize

beyza aydin baser dedi ki...

gizli yetenek; çok iyi fikir;) Son cümle de çok iyi:)

Gamze Esra Ersöz; ne klasik bir sahnedir, değil mi? ;)

KélébéK; siz epey uçlarda yaşıyorsunuz sanırım hayatı:)
Eğlenebilmek güzel şey;)

Syhn dedi ki...

aa kafa buluyosun sandım, varmış böyle bir şarkı :))
benim eskiden çok iyiydi aram ya şimdi ne klip ne şarkı kültürüm yok.
yaşlanıyorum.

beyza aydin baser dedi ki...

Syhn; tabi ki var;)

Çiğdem Onur dedi ki...

1-Türk kahvesi eşliğinde iki parça bitter çikolata.2-Yürüyüşe çıkmak

beyza aydin baser dedi ki...

Çiğdem Onur; doğal şeyleri tercih ediyorsunuz;)
Ne güzel:)

Hakkı KARADENİZ dedi ki...

Blogunuzu çok sevdim, takipteyim...

beyza aydin baser dedi ki...

Hakkı KARADENİZ; teşekkür ederim.
Hoş geldiniz...