16 Ağustos 2013 Cuma

BAKIR MUTFAK EŞYALARI

Daha çok anneanne yada babaannelerimizin mutfaklarında görülen eşyalar arasındadır bakır mutfak gereçleri...
Sahanlar, tavalar, bakraçlar, sürehiler, süzgüler, tabaklar, tencereler...
Her ne kadar mutfak ürünlerinde kullanılan farklı nitelikte malzemelerden yapılan mutfak eşyaları olsa da, ben bakır kapları hep sevmişimdir.
Annem de kullanır bakır kapları.
Hatta hem benim hem de ablamın çeyizine de bir kaç parça koymuşluğu var.
Bende 1 süzgeç, 2 tabak var.
Mazileri kaç yıllık derseniz tam emin değilim.
En yakın anneannemden kalmadır, ona da belki annesinden...
Bu yazımda anne evinden getirdiğim bakır kapları değil, ramazan ayında Sultanahmet Meydanı'nda kurulan çarşıdan aldığım 3 parçayı paylaşacağım.
Çarşı'da bulunan ve Gaziantep'ten gelen bir bakırcıdan aldım bu eşyaları.


Bir kapaklı sahan (yemek ısıtmada kullanmak için), 1 kepçe ve bir tereyağ-salça eritme kabı (ne isim verilir ki buna başka? belki sosluk denebilir...)

Satıcıya bakıra ilgi olup olmadığını sordum Sultanahmet Meydanı'ndaki ziyaretçileri kastederek... Verdiği cevap "bakıcı çok alan yok" şeklinde oldu.
Üzüldüm açıkçası.

Geçen sene  ramazan ayında yine kurulmuştu bu çarşı ve bir tane bakır cezve almıştım.


Fincandaki kahve değil ramazan şerbeti.
Öyle köpüksüz kahve mi olurmuş demeyiniz lütfen...
Maksat fincan boş kalmasın...
Cezvemin sapı çok güzel. Ahşap sapa sedefler yerleştirilmiştir.


Cezvemi itinalı kullanmam gerekiyor.
Çünkü sapı ahşap olduğu için suda kesinlikle bırakamam.
Eğer bırakırsam ahşap kısım kabarıp şişer (tahta yemek kaşıklarından aşina olunan bir durumdur bu).

Aslında bakır, kullanırken biraz da ihtimam gerektiren bir malzeme.
Mesela asitli şeyleri bu kaplarda bekletmek hem bakırın kalayını çıkarır hem de -Allah muhafaza- bu kapta bekleyen ürünü tüketen kişileri zehirler.
Bu tehlikeden korunmak için bakırların zaman zaman kalaycıda kalaylanması gerekir.
Gerçi günümüzde kalaycı falan da pek kalmadı görünür bilinir yerlerde.
İstanbul'da Vezneciler tarafında olduğunu söylüyorlar, bir de sanırım Kapalıçarşı taraflarında varmış.
Ben hiç İstanbul'da kalaylatmadım tabaklarımı, annemlerin yanına gittiğimde Isparta'da hallediyorum.

Bir de kuzenimin hediyesi olan ve genellikle misafir geldiği zaman kullandığım baharatlığım var.


Altındaki tabağa ismimi yazdırmışlar, çok da güzel olmuş.
Alt tabağı tek veya iki kişilik kahve ikramlarında tepsi olarak da kullanıyorum.


Bakırın artık genellikle nostaljiseverler tarafından şark köşelerinde kullanıldığı zamanlarda yaşıyoruz.
Umarım-eskisi gibi olmasa da-bakır hakettiği saygıyı yeniden kazanır.

4 yorum:

Bademle Buduk dedi ki...

eski bakırlar her zaman güzel gözüküyor...

beyza aydin baser dedi ki...

Kesinlikle... Kıymetini bilmek lazım diye düşünüyorum...

Syhn dedi ki...

bazısı şükürsüz oluyor ama buna da dikkat etmek lazım.
halamın bakır bi tepsisi va satmak istiyordu 60 tl ye alırım dedi adam. daha fazlaya satabilecek demek, alan var demek.
değil mi? ;)

beyza aydin baser dedi ki...

Eskiye rağbet oluyor, elbet bir alıcısı bulunur diye düşünüyorum:)